Sık Sorulan Sorular

Behçet Hastalığı ne zaman tanımlanmıştır?

Behçet Hastalığı 1937 yılında Dermatolog Prof.Dr. Hulusi Behçet tarafından oral aft ,genital ülser ve hipopyonlu üveitten oluşan üçlü semptomu olan hastalarda tanımlanmıştır. Sonraki çalışmalarda çeşitli belirti ve bulgularla birçok sistemi etkileyen bir hastalık olduğu gösterilmiştir.

Behçet Hastalığı dünyanın hangi bölgelerinde görülür? Ülkemizde hangi sıklıktadır? 

Behçet Hastalığının Akdenizden Uzak Doğuya kadar uzanan ülkelerde en sık olarak görüldüğü bilinmektedir. Ülkemizin çeşitli bölgelerinde yapılan beş ayrı çalışmada hastalığın sıklığı 100.000 erişkinde 20 ile 421 arasında olduğu bildirilmiştir.

Behçet hastalığı her iki cinsi de etkiler mi?

Behçet hastalığı her iki cinsi de etkileyen bir hastalık olmakla birlikte özellikle göz ve damar tutulumu gibi önemli sistem tutulumları genç erkek hastalarda daha sık görülür.

Behçet hastalığının tanısı en sık hangi yaşlarda konulur?

Behçet hastalığı tanısı sıklıkla 20–40 yaş arasında konulur. Bununla birlikte daha nadir olarak çocuklarda ve ileri yaştakilerde de Behçet hastalığı gelişebilir.

Behçet hastalığının nedenleri nelerdir?

Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Genetik ve çevresel faktörlerin birlikte etkilerine bağlı gelişebileceği hipotezi benimsenmektedir. Bugüne kadar gösterilmiş bir infeksiyöz ajan bildirilmemiştir.

Behçet hastalığı bulaşıcı bir hastalık mıdır?

Behçet hastalığı “Bulaşıcı bir hastalık değildir”.

Behçet hastalığı kalıtsal mıdır?

Behçet hastalığı kalıtsal bir hastalık değildir.

Behçet Hastalığının belirtileri nelerdir?

Behçet hastalığı hemen bütün sistemleri ilgilendiren çok zengin bulgu ve belirtiler ile seyreder. En sık görülen belirtileri ağız ve genital bölgede tekrarlayan yaralar ve deri bulguları, göz ve eklem tutulumudur.

Ağız yaraları -Oral aftöz ülserler-

Ağızda tekrarlayan yaralar (aft) hastaların hemen hemen hepsinde vardır. Behçet hastalarının %75-90’ında hastalığın ilk bulgusu olarak ortaya çıkmaktadır. Yuvarlak veya oval, ortası sarı-beyaz renkli etrafı kızarık, ağrılı yaralar şeklinde görülürler. Yemek yemeyi ve konuşmayı güçleştirebilirler. Genellikle çapları 0.5 cm den küçük olup en sık dilde, dudaklarda ve yanak içlerinde yerleşirler. Beş ile on gün içinde iz bırakmadan iyileşirler. Daha nadir görülen çapları 0.5cm den büyük olan aftlar ise dil dudak ve yanakların dışında damakta ve boğazda da yerleşebilirler. İyileşmeleri 10 günden daha uzun süre alır ve iyileştiklerinde iz bırakabilirler. Aftlar tekrarlayıcı özelliktedir ve tekrarlama sıklığı hastadan hastaya değişiklik gösterir.
Ağızda tekrarlayan aftlar Behçet hastalığının en sık görülen bulgusu olmasına karşın, aftların toplumun %20’sinde görülebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle aft tek başına ne kadar sık ya da şiddetli olursa olsun Behçet hastalığı tanısı koymak için yeterli değildir. Behçet hastalığı tanısı konulabilmesi için o kişide afta ek olarak hastalığın başka klinik bulgularının da bulunması gereklidir.

Cinsel bölge yaraları -Genital ülserler-

Cinsel bölgede tekrarlayan ülserler hastalığın ikinci en sık bulgusudur. Behçet hastalarında %80-90 oranında bulunurlar. Görünümleri ağızda çıkan aftlara büyük benzerlik gösterir ancak ağızdaki aftlardan daha derindirler ve sıklıkla iz bırakarak iyileşirler. Bazı kadın hastalarda cinsel bölge yaraları daha içerde (vajende veya rahim ağzında) yerleşebilir. Akıntı ve cinsel ilişki sırasında ağrı ile kendini gösterebilir. Cinsel bölge yaraları bulaşıcı değildir.

Deri bulguları

Behçet hastalarında en sık gözlenen deri bulguları eritema nodozum benzeri lezyonlar ve papülopüstüler lezyonlardır. Eritema nodozum benzeri lezyonlar en sık bacakların ön yüzünde kızarık ağrılı sertlikler şeklinde görülürler. Yuvarlak veya oval olup büyüklükleri fındık- ceviz arasında değişir. Daha az sıklıkla kalçalarda, kollarda veya vücudun başka bölgelerine de yerleşebilirler. Eritema nodozum benzeri lezyonlar iltihaplanmazlar, açılıp yara halini almazlar ve 10-15 gün içinde renk değiştirerek iz bırakmadan iyileşirler.
Papülopüstüler lezyonlar sıklıkla bacaklarda, kollarda, sırtta ve yüzde gözlenen kızarık, içi iltihaplı olabilen sivilce benzeri belirtilerdir. Genç hastalarda ergenlik sivilcesi olarak da bilinen akne lezyonları ile karıştırılmamalıdırlar.

Behçet hastalığında göz tutulumunun belirtileri nelerdir?

Behçet hastalarında göz tutulumu %50–70 oranında görülür. Gözde kızarıklık, bulanık görme veya görme kaybı, uçuşmalar, gözde ve göz çevresinde ağrı yakınmaları olur. Göz tutulumunun yerleşimine göre bazen ağrı veya kızarıklık olmaksızın görme azlığı veya uçuşmalar olabilir.

Behçet hastalığında kimler göz tutulumu ve şiddeti açısından yüksek risk altındadır?

Behçet hastalığında göz tutulumunun ağır seyretmesi ve ciddi görme kayıplarına yol açması daha çok hastalığın erken yaşta başlaması ve erkek cinsiyeti ile ilişkilidir. Göz tutulumu erkeklerde kadınlara oranla daha sıktır. Göz hastalığının ciddi ve hasar bırakacak tarzda seyredebileceğinin en önemli işareti aktivasyon dediğimiz alevlenme bulgularının sık görülmesi ve ağır seyretmesidir.

Behçet hastalığında ne gibi faktörler üveit ataklarını uyarır?

Stres, aşırı yorgunluk ve ateşli hastalıklar, üveit ataklarını uyarabilir. Özellikle ilaçların önerildiği şekilde ve düzenli olarak kullanılmaması hastalığın alevlenmesine yol açabilir. Olayın bu boyutu göz önüne alınarak tedavinin düzgün olarak yapılması konusunda uyarılara devam edilmelidir. Ayrıca sinüzit ve diş absesi gibi enfeksiyonlar da üveit atağını uyarabileceği için bu tür enfeksiyonların ihmal edilmeden tedavi edilmesi gerekir.

Behçet hastalığının göz tutulumu nasıl tedavi edilir, kesin tedavisi var mıdır?

Tedavide kullanılan ilaçlar, iltihap belirtilerini baskılamakla beraber, hastalığın kendisini tedavi edememektedir. Tutulumun yeri ve ağırlığına göre değişik tedavi yöntemleri uygulanır. İltihap belirtilerinin hızlı bir şekilde baskılanması ve kalıcı yapısal değişikliklerin oluşmasının önlenmesi için tedavinin derhal başlanması gereklidir. Tedavinin bir diğer amacı da atakların sıklığını ve ağırlığını azaltmak ve sonuçta hastanın görme kaybını önlemektir. Bu nedenle, tedavinin uzun süreli ve yakın takip altında olması zorunludur. Düzenli aralıklarla yapılan takip muayenelerinde hastalar hem hastalık belirtilerinin kaybolup kaybolmadığı, herhangi bir komplikasyon gelişip gelişmediği hem de ilaçların olası yan etkileri açısından kontrol edilmektedir.

Behçet hastalığında eklemler tutulur mu ?

Behçet hastalığının seyri sırasında hastaların yaklaşık yarısında eklemlerine ait yakınmalar gelişir. Bu yakınmalar hastalığın alevlenme dönemlerinde eklem ağrıları veya eklemde ağrı, şişlik, sıcaklık ve hareket kısıtlılığı şeklinde (artrit) olabilir. Sıklıkla tek eklem tutulumu gelişir ve en sık tutulan eklem diz eklemidir. Tek eklem tutulumunda sıklık sırasına göre diz eklemini, ayak bileği, dirsek, el bileği ve diğer eklemler izler. Eklem tutulumu genellikle 2–4 hafta içinde eklemde hasar bırakmadan iyileşir. Az sayıda hastada birden fazla eklem tutulur. Eklem tutulumunun süregen hale gelmesi oldukça seyrek görülen bir durumdur.

Behçet Hastalığında omurga tutulur mu, boyun-bel ağrısı olur mu?

Behçet hastalığında omurga eklemlerinin tutulması ve boyun ve/veya bel ağrısına neden olması oldukça seyrek görülen bir durumdur. Behçet Hastalığı olan kişilerde hastalıkla ilişkili olmaksızın boyun, bel veya adale ağrıları gibi Behçet hastalığı olmayanlarda da günlük yaşamda çok sık görülen yakınmalar olabilir.

Behçet hastalığı eklemlerde sakatlık bırakır mı?

Behçet hastalığı, genellikle etkilenen eklemde yapısal hasara yol açmadığında sakatlık bırakmaz. Az sayıda hastada tedavi edilememiş, uzun sürmüş sık tekrarlamış eklem yangıları yapısal hasara neden olarak eklemin kullanımını ağrılı ve kısıtlı hale getirebilir. Eklem tutulumu olduğunda çevredeki kasların gücü zayıflar, bu da eklemde yangı geçse bile eklemin hareketlerini zayıflatır. Kasın gücünü korumak ve yeniden kazanmak için doktorunuzun önerdiği egzersizleri yapmanız yararlı olur. Ayrıca egzersiz, genel sağlık için kazanılması gereken yararlı bir tutumdur.

Behçet hastalığının diğer belirtileri nelerdir?

Behçet hastalığında yukarda belirtilen bulgulara ek olarak damar tutulumu, mide-barsak ve sinir sistemi ile ilişkili şikayetler ortaya çıkabilir. Büyük ve küçük damar iltihabı venöz ve arteriyel damarları etkileyebilir. Bacaklarda venöz damarların iltihabına bağlı tromboflebit veya tromboz hastaların üçte birinde görülür. Mide barsak sistemi tutulumuna bağlı karın ağrısı, bulantı, kusma, devamlılık gösteren ishal, kanlı ishal görülebilir. Sinir sistemi tutulumuna bağlı olarak da baş ağrısı, his kusurları, çift görme, dengesizlik, konuşma ve yutma güçlüğü,bilinç bozukluğu gelişebilir.

Bu tür yakınmalarınız olursa sizi takip eden doktorunuzu bilgilendiriniz.

Behçet hastalığının seyri nasıldır?

Behçet hastalığı kişiden kişiye değişen çok farklı bir klinik seyir gösterir. Bazı hastalarda sadece mukoza ve deri bulguları gözlenirken, bazılarında damar, mide barsak ve sinir sistemi belirtileri  ön planda olabilir. Behçet hastalığında klinik bulgular zaman zaman alevlenmeler ve iyileşmeler şeklinde seyreder ve ileri yaşlarda genellikle hastalıkta gözlenen atakların sıklık ve şiddeti azalma gösterir.

Gebelik hastalığın seyrini etkiler mi?

Behçet hastası gebe kalabilir. Behçet hastalığının gebelik üzerine veya gebeliğin Behçet hastalığı üzerine bir etkisi yoktur.

Behçet hastalığının tanısı nasıl konulur?

Behçet hastalığının tanısı hekim tarafından hastanın klinik bulgularının değerlendirilmesi ile konulur. Günümüzde Behçet hastalığının kesin tanısını sağlayan spesifik bir laboratuvar incelemesi bulunmamaktadır. Hiçbir kan tetkiki bir kişide Behçet hastalığı olup olmadığını veya ileride gelişip gelişmeyeceğini göstermez.

Hastanın bulgularına göre tanı ve takip süresince gerekli görülen tetkikler yapılabilir.

Paterji testi kesin tanı koydurucu mudur?

Paterji testi Behçet hastalarında tanıda yardımcı olan bir testtir. Sıklıkla hastanın ön kol derisine steril bir iğne batırılarak uygulanır. Deride iğnenin girip çıktığı bölgede 24-48 saat içinde kızarık bir kabarıklık veya iltihaplı bir sivilcenin gelişmesi testin pozitif olduğunu gösterir. Paterji testi Behçet hastalığının tanısında yardımcı bir test olmakla birlikte, her Behçet hastasında pozitif sonuç elde edilmez. Türkiye, Japonya ve Akdeniz ülkelerinde pozitiflik oranı %50–80 arasında değişmektedir.

Paterji testi tek başına Behçet hastalığının tanısı için yeterli bir test değildir ve bu testin negatif olması o kişinin Behçet hastası olmadığını göstermez. Paterji testi pozitifliği ile hastalığın klinik şiddeti arasında da ilişki gösterilememiştir.

Behçet hastalığı nasıl tedavi edilir?

Hastalığa yaklaşım bir çok klinik dalların sıkı bir işbirliğini gerektirdiğinden, tedavi çoğu zaman oftalmolog, dermatolog, romatolog-immunolog, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile birlikte dahili ve cerrahi dal uzmanları ile birlikte iletişim içinde yürütülmektedir.

Gerektiğinde yapılabilecek tedavi yöntemleri:

— İlaçla tedavi
— Fizik tedavi
— Rehabilitasyon
— Psikolojik önlemler
— Cerrahi tedavi

Hangi tip tedavi veya tedavilerin uygulanacağı, ilaçların seçimi, süresi ve dozu hekim tarafından düzenlenir. Hastalığın tedavi ve takibinde hastanın uyumu çok önemlidir.

Hastalık hakkında daha fazla bilgi için doktorunuz ile irtibat kurun.